Plazma Ekranlar
Plazma Nedir?
Maddenin üç hali vardır bunlar sıvı katı ve gazdır. Bunu hepimiz ilkokulda öğrenmiştik.Peki o zaman maddenin 4. hali olduğu söylenen ve son on yılda gündeme gelen plazma nedir? Eğer "ben plazmaya daha yakından bakmak istiyorum" diyorsanız, yapmanız gereken çok basit. Kibriti elinize alın ve çakın. İşte pırıl pırıl alevi ile plazma karşınızda duruyor. Evet alev de bir plazma hâlidir.
Alevin kibritteki sıcaklığı kibritin elinizle söndürebileceğiniz kadar düşük olabileceği gibi Güneşin çekirdeğindeki gibi milyonlarca santigrad kadar yüksek de olabilir. Plazma hâli sadece elektrik gerilim altında oluşmaz. Gaz hâline gelen bir maddeyi çok yüksek sıcaklıklara ısıtırsanız; enerji alanı elektronlar çekirdeklerinden kurtulur ve gaz plazma hâline geçer. Sıcaklık güneş çekirdeğindeki gibi çok yüksek ise; atomlar tüm elektronlarını kaybetmiş hâlde bulunabilirler.
Bizim günlük hayatımızda kullandığımız alev nispeten
düşük sıcaklıktadır. Ancak
burada düşük sıcaklıktaki alevin enerjisi ile ısınma
ve yemek pişirme gibi
ihtiyaçlarımızı giderdiğimizi unutmayalım. Bu arada
çaktığınız kibrit bitmek
üzere. En iyisi siz onunla bir mumu tutuşturup plazmayı
öyle seyredin. Mumun
alevi de düşük sıcaklıkta bir plazma
hâlidir. Ancak "bu sıcaklık bana
yetmez" demeyin.
Plazma, Her yerde Plazma
Maddenin plazma hâline dünya üzerinde
çok az
rastlamamıza rağmen kâinatta
plazma hâli fazlalık bakımından maddenin diğer
hâllerine
karşı ezici bir
üstünlüğe sahiptir. Şöyle ki;
kâinattaki
toplam madde miktarının % 99'unun
plazma hâlinde olduğu sanılmaktadır. Örnek verecek
olursak
tüm yıldızlar, nebulalar ve yıldızlararası uzay plazma
hâlindeki maddeden
oluşur.
Bunların sıcaklığı ve partikül yoğunluğu şekil
üzerinde gösterilmiştir. Birim
hacimdeki partikül yoğunluğu da plazmanın bilinmesi gereken
bir özelliğidir.
Sıcaklığı yüksek olsa da, yoğunluğu düşük
bir plazma fazla enerji yaymaz.
Kâinatın boşluk diyebileceğimiz madde yoğunluğu
çok düşük olan bölgelerinde
ise; sıcaklık 3 K yani -270 C derece kadardır. Bir yanda hiç
bir canlının hattâ
cansızların bile mukavemet edemeyeceği kadar yüksek bir
sıcaklık, diğer yanda
atomları bile donduracak derecede bir soğuk.
Hayat Kaynağı Plazma Küresi
Işık ve ısı kaynağı olarak dünyamızda hayatın devamını
sağlayan
Güneş dev bir
plazma küresidir. Bu dev plazma küresinin
çekirdeğindeki 15 milyon K'lik sıcaklık ve kurşundan 11 kat
daha
fazla olan
yoğunluk, termonükleer reaksiyonların
gerçekleşmesini
sağlar. Bu reaksiyonlarda
özetle hidrojen çekirdekleri birleşerek helyum
çekirdeklerine dönüşür ve
muazzam bir enerji açığa çıkar. Ancak
dünyamıza ısı
göndererek hayatın devamını
sağlayan ışıkkürenin sıcaklığı ancak 6.000 K'dir.
Bu tabakanın üzerinde yer alan ve korona adı verilen
güneş
tacının 2 milyon K'lik sıcaklığının sebebi ise tam anlaşılamamıştır. Bu
tabaka dünyanın da ötesine uzanır ancak
çok
düşük yoğunlukta olduğu için
sıcaklık tesiri fazla değildir. Bu tabakanın yoğunluğu
ışıkküre
gibi yüksek
olsaydı dünya üzerinde hayat mümkün
olmazdı. Yine
güneşten kopup gelen elektrik
yüklü parçacıkların, dünya
atmosferine
yapabileceği muhtemel etkiler dünyanın
manyetik alanı tarafından önlenmiştir. Bu manyetik alana
manyetosfer
adı verilir.
Güneş'in oluşturduğu yüklü
parçacık, akımı bu manyetik alan tarafından
saptırılarak kutup bölgelerine doğru itilir. Bunun sonucunda
kutup bölgelerinde
atmosferin oksijen ve azot atomları ile etkileşime girerek ışımalara
sebep
olurlar ki bunlara aurora adı verilir. Auroralar yaklaşık
ikiyüz km
yüksekte oluşurlar ve sıcaklıkları bir kaç
yüz derecedir. Güneş etkinliğinin
yüksek olduğu günlerde telsiz ve radyo
haberleşmelerinin olumsuz etkilendiğini
hatırlarsak manyetosferin önemi daha iyi
anlaşılır.bunlarda henüz ders kitaplarında okutulmayan
maddenin 4. halinin
hayatımızdaki yerini ve önemini anlatabiliyor zannederim.

Plazma Fiziğinin Tarihçesi
Bir plazma gösterme monitörü için ilk prototip, profesörler Donald Bitzer ,Gene Slottow ve sonra lisansüstü öğrencisi Robert Wilson tarafından Illinois üniversitesinde 1964 Temmuz'da icat edildi, Yine de, başarılı bir plazma ekran ,diğer dijital teknolojilerin gelişiminden sonra mümkün oldu.Altmışlar esnasında, Illinois üniversitesi, bilgisayar monitörlerini şebekesi içi için televizyon gibi kullandı. Donald Bitzer, Gene Slottow, ve Robert Wilson (Mucitler, plazma gösterme patentini aldı) katot-ışına bir alternatif olarak tüp-temelli televizyonların yerine kullanılabilecek televizyonu geliştirdiler.
Bir katot-ışın ekranı hangi görüntüyü gösterirse göstersin iyi bir görüntü için sabit olarak yenilemek zorundaydı ama bu bilgisayar grafiklerini göstermek için kötüydü. Donald Bitzer, projeye başladığı zaman Gene Slottow veRobert Wilson dan yarım istemeye gitti. Bu ekip tek hücreli ilk plazma ekranlarını Temmuz 1964 de yaptı.Bugün bir plazma televizyonda milyonlarca hücre bulunur.
Televizyon yayın şirketleri, katot ışın tüplerini kullanıldığı olan televizyonlara bir alternatif olarak plazma televizyonunu geliştirmeyi düşündü. Yine de, LCD veya sıvı kristal göstermeleri, plazma göstermesinin daha fazla ticari gelişmesini bastıran düz ekran televizyonunu yaptı. Larry Weber'in bir çok yılı plazma televizyonun başarılı bir şekilde çalışması için gitti. Illinois üniversitesi yazarı Jamie Hutchinson, Larry Weber'in Matsushita için geliştirmiş ve Panasonic etiketli prototibi altmış inç plazma göstermesinin olduğunu ve boyut ve kararlı inceliği HDTV de birleştirdiğini yazdı. Böylece plazma televizyonlar gelişti.
EKRAN STANDARTLARINI GELİŞİMİ
70’li yıllarda yeşil ve siyah beyaz olarak kullanılan monitörler IBM’in 1981 yılında geliştirdiği CGA (Color Graphics Adapter) standardıyla yeni bir ivme kazandı. CGA monitörler 320*200 çözünürlüğü 4 renk derinliğini destekliyordu.Bunu 1984 yılında ortaya çıkan EGA (Enhanced Graphics Adapter) standardı izledi. Bu kartlar 640*480 pixel çözünürlük ve 16 renk derinliğini destekliyordu.1987 yılında ise 640*480 destekli çözünürlüğü destekleyen VGA standardı gündeme geldi. Daha sonra 16,7 milyon rengi 800*600 piksel altında destekleyen SVGA standardı ortaya çıktı. Daha sonra ortaya çıkan XGA (1024*768) SXGA (1280*1024) ve UXGA (1600*1200) gibi standartlar günümüze kadar geldi. BIOS ayarlarında kullanılan monitörler EGA/VGA uyumluluğa göre ayarlanır. Monitörleri genel olarak yapı bakımından iki kısma ayırabiliriz;
- Katot Işınlı Ekran (CRT)
- Likit Kristal Ekran (LCD)
- Plasma Ekran
- Dokunmatik Ekran
CRT nedir?
CRT’NİN (CHATOD RAY TUBE) ÇALIŞMA PRENSİBİ
Çalışma prensibi televizyonla aynı olan katod ışınlı ekranlar, günümüzde en çok kullanılan ekran çeşididir. İlk zamanlarda sadece siyah üzerine yeşil yazı yazabilen ekranlar yerini artık milyonlarca renkle gösterebilen ekranlara bırakmış durumdadır.
CRT monitörlerin
çalışma prensibi hemen hemen tüm
monitörlerde (monochrom, renkli) aynıdır.
CRT, elektron parçacıklarının hareketini kolaylaştırmak
için havası alınmış bir
tüpten ibarettir. Katod tarafından seri halde
yollanan elektron parçacıkları, tüpün
değişik
kesimlerine doğru hızla çarpar.
Renkli monitörlerin çalışma ilkeleri de temelde
aynıdır.
Ama renkli
monitörlerde 3 adet katod (elektron tabancası)
bulunur. Yeşil, mavi ve kırmızı ile bütün renkler
elde
edilebildiğinden, renkli
monitördeki her bir elektron tabancası, ekranın berisindeki
tabakada bulunan
bir fosfor noktacığına ateş eder. Elektron fosfora
çarptığında
onu parlatır,
ama bu parlaklık çok uzun sürmez. Onun
içindir ki,
görüntü değişmese bile aynı
işlemin tekrar tekrar yapılması gerekir; katodlar ekranı
sürekli
olarak tazeler. Tarama ve tazeleme
işlemi, ekranda satır satır yapılır. Yüksek
çözünürlükte (1024*768)
ve daha fazla renk
kullanımında, "interlaced" adı verilen monitörlerde rahatsız
edici
bir görüntü oluşmaktadır. Interlaced
monitörlerdeki
bu durum, hareketli görüntülerde fark
edilmediğinden bu
tür uygulamalarda
kullanılabilir. Interlaced monitörlerde, "interlacing" adı
verilen
görüntü oluşturma işlemi
sırasında önce tek numaralı satırlar, sonra da çift
numaralı satırlar taranarak
çizilir. Bu işlem çok hızlı olduğu
için fark
edilmez ancak belirli bir hız
kaybı ortaya çıktığı için
görüntü titrer.
Bu nedenle, daha iyi olan "Non-interlaced" monitörler
üretilmiştir. Bu monitörler, sabit ve hareketli
görüntü ortamlarında,
titremeyen, daha kaliteli görüntüler
sunarlar.
Monitörlerdeki görüntü
kalitesini doğrudan belirleyen ölçütler
arasında, "dot
pitch" yer almaktadır.
Dot pitch, ekran üzerinde bulunan aynı renkte iki nokta arasındaki mesafeyi tanımlar. Bir ekranda "dot pitch" ne kadar küçükse görüntü o kadar iyidir. Bu değerler 0.39, 0.28, 0.26mm arasında değişmektedir. Monitör büyüklüğü "inç" olarak ifade edilir. Yaygın olarak 14" lik monitörler kullanılmaktadır. Monitörlerde görüntü kalitesi, çözünürlüğe bağlı olarak da değişmektedir. Bu çözünürlük standart monitör için 640*480 pixel'dir. Ekran çözünürlüğünde sınır, grafik kartına da bağlı olarak, 800*600, 1024*768 ve 1280*1024 pixel arasında değişmektedir. Görüntü kalitesini belirleyen son bir unsur da, ekran tazeleme hızıdır. Bu hız 50-90 Hz arasındadır. Monitörler TV'de olduğu gibi bir radyasyon yaymaktadır. Radyasyon oranı en aza indirilmiş, "LR/Low-Radiation" monitörler de üretilmektedir.

Resim 1 - Bir CRT monitör
Bilgisayarların ilk çıktıkları zamandan bu yana ekranların temel yapılarında pek bir değişiklik olmamıştır. Bu ekranların içinde TV’deki gibi bir trafo, gerekli ayarların yapılmasını sağlayan ve bir katod ışını tüpü vardır. Katod tüpü şeklen bir huniye benzeyen ve içindeki hava boşaltılmış, ön yüzeyi fosfor ile kaplanmış bir çam fanustan ibarettir. Bu tüp üç kısımdan oluşmaktadır. Bunlar;
· Elektron tabancası : Ekranda her bir noktayı oluşturacak olan elektronları hızlandırıp yönlendiren mekanizma
· Maske (Saptırıcı) : Sadece renkli ekranlarda olan ve üç temel rengi içeren bölüm. Bu renkler yeşil, kırmızı ve mavidir.
· Fosfor Tabakası : Üzerine çarpan elektronların parlamasını sağlayarak görüntüyü oluşturur.

Resim 2- CRT Monitör kesiti
Yukarıdaki belirttiğimiz gibi renkli ekranlarda fosfor tabakasından önce bir maske tabakası ve üç tane elektron kaynağı vardır. Bu kaynaklardan her biri bir renge denk gelir. Bu üç renk maskede birleşerek milyonlarca rengi oluşturur.
Görüntünün oluşması sırasında elektronların fosfor tabakasının hangi bölümün hangi oranda, hangi bölümüne çekileceği saptırıcı tarafından belirlenir. Yeni elektronların izlediği yolu belirlemek ve elektron demetlerinin fosfor tabakasının farklı bölümlerine yönlendirmek saptırıcının görevidir.
Saptırıcı bunun için tüpün uç kısmında bir manyetik alan oluşturur. bu kısma mıknatıs benzeri manyetik cisimler yaklaştırılmamalıdır. Aksi takdirde görüntüde bozulmalar oluşabilir. saptırıcının yarattığı manyetik alan kararlı değildir. çünkü monitörün köşelerine giden elektronların hedefe varma zamanları farklı olacaktır. Elektronlar fosfor tabakasının farklı kısımlarına değişik zamanlarda ulaşması, görüntüde kolayca görülebilen bozulmalara sebep olmaktadır. Bunu önlemek için özel bir devre kullanılır. Bu devre yardımı ile elektronlar fosfor tabakasının tüm bölümlerine eş zamanda varmasını sağlar.
İnsan gözü saniyede 25'den fazla görüntüyü işleyebilir. Eğer bu görüntü sayısı saniyede 60'ın altına düşerse gözde yorulmalar meydana gelir.
Plazma ekran nedir?
Plazma teknolojisi bir süredir ev konforunun bir parçası olmaya oynuyor. Başlangıçta iş dünyasının ve profesyonel amaçların hizmetine sunulmak üzere üretilen plazma ekranlar, tıpkı diğer birçok tüketici elektroniği ürününde olduğu gibi, evrim geçirip evlerimizde yerini almaya başladı.
İlk plazma ekranlar (özellikle ekran sözcüğünü kullanıyoruz, zira plazmaların TV niteliğini kazanması pek yenidir), bilgisayar monitörü üreticilerinin ürünleriydi. Zaten şu an karşımıza çıkan hemen her plazma TV'nin en az bir parçasında, bir yandan da bilgisayar monitörüne ilişkin üretim yapan bir firmanın bulunması boşuna değil.
Açıkçası plazma TV'lerin şık tasarımları, incecik yapıları, kolayca kaldırılıp taşınabilecek denli hafif oluşları ve bir aynaymışçasına duvara asılabilmeleri bile, mekanıyla ilgili titiz olanlar için yeterince cazip özellikler. Fakat plazmanın sundukları, dış görünüşün ötesinde.
Basit bir TV değil
Her şeyden önce plazmaların basit birer TV olmadığını söyleyelim. Görüntüyü üretme teknolojileri bambaşka. Ayrıca, miras aldıkları teknolojiye (özellikle bilgisayarlarla birlikte kullanım) geleceğe uyumlu olmak gibi bir hazırlığı da ekleyince, ev içinde de birçok amaçla kullanılabilir hale geldiler.
Bir plazma TV'yi ev sineması için, oyun oynamak için, yüksek kaliteli bilgisayar monitörü olarak ve kamera gibi video kaynaklarından gelen görüntüleri göstermek üzere kullanabilirsiniz.
İşin ilginç yanı, çoğu plazma TV, gövdesinde bir TV alıcı taşımaz. Yani, bu modellerle TV yayınlarını izleyemezsiniz. Bu iş için, ayrı bir alıcı gerekir. Ama endişeye mahal yok. Plazma üreticilerinin hemen hepsi, bir TV alıcısına göre çok daha yetenekli sayılabilecek "multimedia kutularını" plazmayla birlikte sunuyorlar. Dolayısıyla, plazma ekranınızı standart TV keyfi için de gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz.
Gaz plazma teknolojisi, ince, video ve bilgisayar ekranlarını inşa etmenin yeni bir yoludur. Esasta plazma ünitelerinin parlaklığı ve görünüşü CRT ekranlarıyla bir, fakat çok daha büyük bir görüntü sunarlar ince ve hafif oldukları için herhangi bir duvara asılabilirler. Bu kombinasyon aydınlık ortamlarda, Show romlarda, fuar standlarında onları ideal yapar, fakat izleyici miktarı artarsa projektöre gerek vardır. LCD ekranları gibi plazma ekranları, CRT'lere mahsus olan köşelerdeki netliğin kaybolması ve çarpıklığı göstermezler.
Plazma nasıl çalışıyor?
Plazma TV'lerin görüntüyü üretme yöntemi, bildiğimiz tüplü (daha doğrusu katot ışını tüplü - CRT) TV'lere göre oldukça farklıdır. CRT'de görüntü, elektron demetlerinin fosfor kaplı bir yüzeye yönlendirilmesiyle oluşur. Plazma ekranlarsa, iki cam panel arasına sıkıştırılmış içi gaz dolu hücrelerden oluşur. Görüntüdeki her bir piksel, bu hücrelerin kırmızı, yeşil ve maviyle kaplı üçlülerinden oluşur. Paneldeki elektrotların hücrelere gerilim indüklemesiyle birlikte hücrelerdeki gaz iyonize olup morötesi ışın yaymaya başlar; böylece ışık üretilir. Morötesi ışık da hücrelerdeki fosforu harekete geçirip ışımalarını sağlar.
Plazmanın çalışma ilkeleri özetle böyle. Bu yöntemin doğurduğu kimi dezavantajlar yok değil; ancak bu konuya daha sonra değineceğiz.
Ekran oranı ve çözünürlük
Plazma TV'lerin çoğu 16:9'luk bir ekran oranına sahiptir.
Standart 4:3'lük
oranın yerine bu oranın benimsenmesindeki en önemli
amaç, plazma TV'nin varolan
ve yakın gelecekteki video keyfine uyumlu olmasını sağlamaktır.
Kısacası,
DVD'den ve HDTV'den (yüksek tanımlı TV) bahsediyoruz.
DVD keyfini adam akıllı yaşamak için 16:9 oranında bir
ekrana ihtiyaç var.
Plazmalar da böyle bir keyif vaat ediyor zaten.
Özetle, geleceğe uzanan bir
teknolojiyle karşı karşıyayız.
Çözünürlüğe gelince...
İlk kuşak plazmalar
görece düşük
çözünürlükleriyle HDTV
yayınlarının yüksek
çözünürlüğünü
karşılayamadıkları
için çok eleştiri aldılar.
Ancak yeni kuşak plazmalar sundukları yüksek
çözünürlükle, bu sorunun
üstesinden gelmiş görünüyorlar.
Plazma ekranları CRT ekranlarına çok benzer bir şekilde çalışır, fakat tek CRT yüzeyinin fosforla kaplı olması yerine, yassı, hafif bir yüzey matrisli küçük cam kabarcıklarıyla kaplanmış her birinde gaz şeklinde plazma ve fosfor kaplanmış madde bulunmakta. Bu matristeki piksellerin her biri aslında üç tane daha alt-pikselden oluşur, kırmızı yeşil ve mavi renklere tekabül eder

Bir CRT ekranında, uzun resim tüpünün
arkasından bir elektron ışını gönderilir, ön
yüzeydeki fosfora vurunca da
ışıldamasına neden olur. Karışık devre ve yüksek voltaj
yansıtma bobinleri
gerekir, nişanlama, odaklama ve ışını hareket ettirme
bütün bir
görüntüyü
yaratabilmek için.
Plazma ekranlar yüksek voltajlı yansıtma
bobinleri ihtiyacını eler ve de bir CRT’ nin uzun
boynunu.Bir yassı plazma ekranının içinde, matrisin uygun
parçalarının içinden
dijital kontrolle elektrik akımı geçer, bu da kabarcıkların
içindeki plazmanın ultra viole ışınlar vermesini
sağlar. Bu ışınlarda kabarcıkların fosfor kaplanmasının uygun renkte
ışıldamasını sağlar.

Ekranın İçi : Gaz ve Elektrotlar
Televizyonun içerisinde camın küçücük iki tabakasının arasında konumlanmış hücrelerin yüzlercesini içerdiği bir plazmada ksenon ve neon gazı bulunur.Uzun elektrotlar hücrenin her iki kenarında bulunan cam tabaklar arasına yerleştirilmiştir. Cam tabakaları boyunca uzanan elektrotlar hücrelerin arkasında bulunur. Saydam ve yalıtkan dielektrik malzeme ve magnezyum oksit koruyucu tabak ile kaplanmış saydam ekran elektrotları ön cam tabaka boyunca hücrenin yukarısına yerleştirilmiştir.

Elektrotların her bir takımı tam ekran boyunca yerleşmiştir.Aşağıda görülebileceği gibi yatay ve dikey elektrotlar ızgaralar üzerine şu sırada dizilmiştir:Ekran elektrotları yatay sırada , adres elektrotları dikey sırada.


Özel hücrede gazı iyonlaştırmak için plazma bilgisayar ekranları hücrelerde kesişen elektrotları şarj eder. Saniyenin binde birinden daha küçük bir zaman aralığında bu işlemi her bir hücre için gerçekleştirir. Kesişen elektrotlar şarj olduğunda( potansiyel fark ile) hücrelerdeki gazlara doğru elektrik akımı akar. Son kısımda da gördüğümüz gibi morötesi fotonları serbest bırakmak için şarj olan yüklü parçacıklar gaz atomlarını uyarır.
Ekran İçi: Fosfor
Serbest bırakılan morötesi fotonlar hücre duvarını üzerini kaplamış fosfor metaryalleriyle birbirlerini etkiler. Fosfor gelen ışığı tutarak değişik bir ışık saçan maddedir. Hücrede bulunan fosfor atomlarına morötesi fotonlar çaptığı zaman elektronlar yüksek enerji seviyesine sıçrar ve ısınırlar. Elektronlar normal enerji seviyelerine döndüklerinde enerjisini görülebilir ışık fotonları şeklinde serbest bırakır.

Bir plazma ekranda fosforlar, hareketlendiği zaman renkli ışık yayar. Her pixel, üç ayrı subpixel hücresinden yapılır, farklı renkli fosforların her biri için. Bir subpixel, bir kırmızı ışık fosforuna sahip olur, bir subpixel, bir yeşil ışık fosforuna sahip olur, ve bir subpixelin, mavi hafif bir fosforu var. Bu renkler, pikxelin toplam rengini bir arada yaratmak için karışır. Farklı hücreler boyunca güncel akmanın nabızlarını değişerek, kontrol sistemi, artırabilir, veya kırmızı, yeşil ve mavinin farklı bileşimlerinin yüzlercesini yaratması için her biri subpixel renginin şiddetini azaltabilir. Bu yolda, kontrol sistemi, tam tayfın karşısında renkleri üretebilir.
Plazmanın avantajları nelerdir?
Plazma ekranların CRT bazlı
ekranların üstünde birkaç avantajı vardır.
İnce ve hafif: Sadece 8.8 cm ila 13 cm kalınlıkta ve 25-60 kg
civarında,
herhangi bir duvara çok kolay asılır veya uygun standartlara
konulabilir
Çok parlak: Çevreleyen ışığa daha az hassas bir çok LCD projektörlerine göre plazma ekranlarında kontrast ve parlaklık daha fazladır.
160° izleme konisi: Odanızın geniş olduğu zaman idealdir, izleyiciler uzaktan ve normalinden açık eksenden de ekranı izleyebilirler.
.Sabit ve çarpıklık serbest: Manyetik alanlardan etkilenmez; bir çok uygulamada CRT ekranlarının veya LCD projektörleri problem çıkarır. Görüntü daima mükemmeldir, merkezde, sadece merkezde değil, köşelerine kadar aynıdır.
PLAZMANIN DEZAVANTAJLARI NELERDİR?
Bu yeni teknolojinin bahsetmeye değer birkaç dezavantajı vardır.
Maliyet: Plazma LCD
projektörlere göre daha pahalıdır. Sadece bu sebep
den dolayı plazma herkes için uygun olmayabilir. Bir
çok yeni teknolojide
olduğu gibi fiyatlar düşmektedir.
Ekran izi: Sürekli kalan logo, hep aynı tip ekran, iki ile
üç sat
boyunca her bir seferinde aynı
görüntüyü göstermek
için uygun değildir, ekranda
iz kalır. Fakat uygun tedbirlerle, ve bazı durumlarda bir ekran
koruyucusuyla,
sorun çözülür.
Çözünürlük
sınırlamaları: Plazmalarda da
LCD veya DLP projektörlerinin
çözünürlük
problemlerinin aynısı
gözlenir. En iyi görüntüleri
kaynağınızın
çözünürlüğü ile
ekranınızın
gerçek
çözünürlülüğü
uyarsa
alırsınız. Fakat
LCD’ler de olduğu gibi plazmalar da bünyelerinde
kompresyon
veya genişleme
şemaları bulundurur, otomatik olarak diğer
çözülüm kaynaklarını kendi
çözülümlerine ayarlarlar, ve
çoğu
müşteri tatmin olur. Yinede eğer uygulamanız
için berraklık kritikse ve bir çok
çeşit
bilgisayar kaynakları kullanacaksanız yüksek
çözünürlük
gereksiniminiz varsa, CRT bazlı
bir ünite sizin için daha iyi
olabilir
Plazma seyyar değildir. Bu ekranlar 30-60 kilogram ağırlığındadır. Ekran en ufak darbede çatlar veya kırılır. Eğer bir plazma ekranla seyahat etmek istiyorsan, iyi bir nakliye kasasına yatırım yapmayı planlamanız gerekir. Plazmalarla ilgili plazma ünitelerinin ömrünün uzun olmadığına dair yanlış bir kanı vardır, doğru olmadığı ortaya çıkmıştır.. Esasen plazma ekranların tahmini ömrü (Sony’e göre) 30,000 saat civarındadır- çevirdiğimizde aşağı yukarı 15 yıla denk gelir günde 8 saatten haftada 5 günden.
Hazırlayan: Onur Kalecik
- Yorum yazmak için giriş yapın veya kayıt olun